Akdeniz Sevgilim

14 Ağustos 2014
Akdeniz Sevgilim

Akdeniz’i, yıllardır Zincirlikuyu’dan her geçişte gözlerimi ayıramadığım, yerinden kopartılarak bir kenara sokuşturulduğu Levent’in hercümercinde ise geçerken seçemesem de varlığını sevgiyle hatırladığım heykeli Gazze protestocuları tahrip etmiş.

Önce İstanbul’un en kalabalık ikinci meydanı Zincirlikuyu’daki yüzük taşı uzletinde, sonraları 80 desibeli aşan gürültünün kol gezdiği Maslak Levent hattında önünden akan araç trafiğini ve koşuşturan insan selini dinginlikle izleyen, koruyucu bir anne gibi kollarını açmış kucaklayan, serin parmaklarıyla adeta okşayarak huzur ve sükunet veren, göğe yükselmeye her an hazır bir melek hafifliğiyle gönlümüzün tellerini titreten Akdeniz’e kıymışlar.

Bunun üzerine, İstanbul’daki vandalların hışmını gören Edirne ve Muratpaşa belediyeleri heykeli kendileri sergilemeyi talep ettiler. Boğaz’daki İngiliz zırhlılarından sonra İstanbul’un uğradığı en büyük hakaret budur. AKM’nin 7 yıldır kapalı tutulmasını, İÜ Konservatuvarı binasına Büyükşehir Belediyesi’nce el konulmasını kabullenmeyen İstanbul, bu zillete de katlanmayacak, kendisine meydan okuyan bu taleplere, artık gelenekselleşen heykel kırıcılığının ve sanat düşmanlığının bu yeni tezahürüne gerekli cevabı verecektir.

İnsandan çok heykel bulunan Paris’te, yüzlerce meydanının her birinde onlarca heykel barındıran Roma’da, şehir merkezlerinde heykelsiz tek bir meydanı bulunmayan, önünde, duvarında, çatısında, kapısında, penceresinde heykel ve fresk bulundurmayan bir binanın hayal dahi edilemeyeceği Viyana ve Prag’da, her adımda heykellerin size arkadaşlık ettiği Berlin’de ve hatta Budapeşte’de hiç heykel kırıldığını duydunuz mu? Hayır, çünkü heykelsiz bir Avrupa düşünülemez. Çağdaş şehirlerin en güzel yapıları parlamento, opera ve tiyatro binalarıdır ve bir heykel dehlizinden veya ormanından geçmeden bu binalara giremezsiniz. Bu heykeller geçmişi en somut ve en estetik şekliyle geleceğe bağlayarak, güçlü ve kalıcı bir aidiyet duygusu yaratır. Bu aidiyet, ulusal, etnik, dinsel bağlamların çok ötesine geçerek, büyük insanlık ailesinin bir ferdi olmanın, onurlu bir yaşamın ve varoluşun saygınlığını duyumsatır.

Şüpheniz olmasın, bizim ağzıbozuk, başıbozuk siyasetçiler, idareciler, bırakın 100 Türk büyüğünü, 10 Türk büyüğünün heykellerinin, Kastamonulu Şerife Bacı’nın veya 275 kiloluk mermiyi top kundağına yerleştiren Seyit Ali Onbaşı’nın fresklerinin veya 1915 Sarıkamış Anıtı’nın önünden geçmek zorunda kalsalardı her gün, Türkiye dünya yolsuzluk listesindeki utanç verici sıralamasında giderek geriye düşmezdi. Ve yine şüpheniz olmasın, sıfırlanamayan paralara nerdeyse eşit cari açıklarla boğuşmazdı.

Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü, Sevgili Faik Açıkalın, Akdeniz’i gerek yukarıda kısaca değindiğim somut önemine, gerekse tehlikeli bir hızla çoraklaşan sanat ortamımız için ifade ettiğim simgesel değerine ve güzelliğine yaraşır bir alana ve acilen yerleştirmenizi bekliyoruz. Karanlıkları ışıtan beyazlığıyla Türkiye’yi aydınlatmaya devam etsin. Dileriz ki, sizin çabanız diğer bankalara da örnek olur; kalkınmayı gökdelen ve AVM yığını sanan sözde şehirlerimizin çıplak, ablak ve yalnız meydanlarına umut olur.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s